40 Oldum!

40 Oldum!
Photo by Dan Stephens / Unsplash

Bugün benim doğum günüm. 40 oldum.

10'lu yaş dönümlerini seviyorum. Bana iyi geliyor bu dönemlerde biraz konuşmak, yazmak. Keşke bu blog biraz daha eski olaydı da 20'li 30'lu yaşlarımda neler düşündüğümü okuyabilseydim. Olsun 40'lar bir başlangıç olsun. Kim bilir belki 50'ler, 60'lar ve ilerisinde okurum.

Dile kolay ama düşününce baya uzun bir süre. 40 yıl… Az değil. Dedim ki bugün biraz iç dökeyim. Ne yaptım, ne oldu, nereye geldim… Böyle bir yazı olsun. Kime ne faydası olur bilmiyorum ama belki geleceğe bir şey kalır.

86 yılında, Ramazan ayında, Anneler Günü’nde doğmuşum. Yani kağıt üstünde baya “hayırlı evlat” paketi gibi duruyor 😄 Gerçekten öyle miyim… onu aileme sormak lazım.

Küçük bir şehirde büyüdüm. O yüzden bazı şeylere geç ulaştım. Sinema, tiyatro… hatta bazı meyveler bile. Muz, kivi falan… İstanbul’a gidince yiyorduk. Şimdi komik geliyor ama o zaman öyleydi. Aslında bu da biraz imkan meselesi. İnternetten önce bir şeye ulaşmak gerçekten zordu. Mesela Metallica’nın St. Anger klibini indirmek için 2.5 saat beklediğimizi hatırlıyorum. 2.5 saat… Şimdi aç YouTube’u, 2 saniye.

Kendi hayat hikayemi baştan sona anlatmayacağım. O kadar da değil 😄 Ama zaman meselesi garip geliyor bana.

“Yaş 35, yolun yarısı” demiş Orhan Veli. Ben o yarıyı geçeli 5 yıl olmuş. Ama o 5 yıl nasıl geçti… hiçbir fikrim yok. Zaten pandemi falan derken zaman komple buhar oldu.

Zaman gerçekten garip. Bazen uçuyor, bazen geçmek bilmiyor.

Eski fotoğraflara bakıyorum. Bebeklik hallerime… Bazen diyorum ki “Bu ben miyim gerçekten?” Hiçbir şey hatırlamıyorum çünkü. Sadece fotoğraflar var. Bir kanıt gibi.

Şimdi düşünüyorum… 80’li yaşlara gelince bu 40’lı yaşları da unutacak mıyım? Biraz ürkütücü aslında. Çünkü 40 benim için önemli bir yaş.

Çünkü 40’a baba olarak girdim.

39 yaşımdayken baba olacağımı öğrendim. Ve 40 yaşıma kızımla girdim. Hayat gerçekten bazen 10 dakikada değişiyor. Eşim doğuma girdi… 10 dakika sonra bir bebek vardı. Ve ben artık babaydım.

Dünyada her gün milyonlarca insan baba oluyor. O kısmı çok zor değil. Ama mesele baba olabilmekte.

Ben bunun tanımını yapamam. Gerçekten yapamam. Belki çok iyi babalar yapar. Ben öyle biri değilim. Olmaya da çalışmıyorum açıkçası. “Süper baba” olmak gibi bir hedefim yok.

Benim hedefim daha basit: Akşam kafamı yastığa koyduğumda huzurlu olmak. Evde bir huzur varsa… eşim ve kızım iyiyse… tamam. Benim için babalık bu.

Ama komik bir şey var.

Eşim hamileyken bana soruyordu: “Kızınla en çok ne yapmak istiyorsun?”

Aklıma hep aynı şey geliyordu:

bisiklete binmek.

Neden bilmiyorum 😄

Bisikletle çok alakam yok. Hatta doğru düzgün bisikletim bile yok. Ama kafamda hep aynı sahne: O küçük bisikletiyle, kaskını takmış… ben de yanındayım. Bir yere gidiyoruz, duruyoruz, bir şeyler yiyoruz…

İlk gelen hayal hep bu.

Babalıkla ilgili çok konuşulur ama ben buradan başka bir yere geçeyim.

40 oldum. Peki ne değişti?

Hiçbir şey.

Yarın yine aynı hayat. Aynı ben. Sadece sayı değişti.

Ama yine de önemli. Çünkü 30’lar bitti. 30’lar benim için baya yoğundu, değişkendi.

40’lar için ise umutluyum.

Bir ailem var. Enerjim var. İşim var. Hayatta fena bir yerde değilim bence. Maşallah diyelim, nazar değmesin 😄

Hatta şöyle hissediyorum: 40 yaşıma kadar olmak istediğim Ender’e büyük ölçüde geldim.

Şimdi asıl soru şu:

Buradan sonra ne olacak?

Yeni bir Ender mi?

Bilmiyorum.

Beraber göreceğiz.

Kendinize iyi bakın. ❤️