Konu Yok Yazı Var

Konu Yok Yazı Var
Photo by Alexander Grigoryev / Unsplash

AI'dan sonra konu bulmakta sıkıntı çekiyorum. Aslında blog için yazma listem dolu olurdu ve hangisini önce yazsam diye çok düşünürdüm ama son zamanlarda yazma konusunda ciddi bir kısır döngüye girdim. Bu herkeste böyle mi bilemiyorum fakat bu durum bana rahatsızlık veriyor. Özellikle yazmayı seven biri olarak "içime sinen" bir konuya sahip olamamak, yani önümde bir listemin olmaması beni huzursuz ediyor ve yazmaktan soğutuyor. Kendime bir söz verdiğim için biraz bu konuyu erken de olsa dile getirmek istedim. Gelişine bir yazı okuyacaksınız. Biraz konuşuyor gibi yazacağım.

Oturup düşünüyorum da eskiden ne yazıyorduk. Aslında baktığınızda eskiden yazmak daha kolaydı çünkü bilgiye ulaşmak kolay değildi. Tabiki de ondan da eskiye göre kolaydı ama şuan iki cümlelik bir prompt ile dünyalar önünüze geliyor saniyeler içinde.

İçinde olduğum yazılım sektöründe bir problemi çözünce ya da yeni bir şey "icat" edince bir heyecan geliyordu. Bunu paylaşmak ve anlatmak istiyordum. Blog'da yazmak benim için bunun en keyifli haliydi ancak bu resmen elimden alındı. Artık ne bir şey bulabiliyorum ne de bir problemi çözebiliyorum. AI ile birçok konuyu çok hızlı bir şekilde halledebiliyorum. Bu kötü değil. Bundan yakınmıyorum. Zaman bu şekilde. Bunu bırakıp, eskiden nasıl yapıyorsam öyle yapamam. Öylesi beni daha geriye götürür ancak blog yazmak için içerik çıkarmakta da bu sefer kısırlaşıyorum.

Bizim sektörün benim de çok sevdiğim bir soft yanı da var. Biz öyle diyoruz. Soft skills. Yani aslında bir şey nasıl yapılır, kod nasıl yazılır değil de mesela bir PR'da iletişim nasıl olur, takımlar arası denge nasıl kurulur vs gibi konular. Bunları yazmak da keyifli. Hatta son zamanlarda bence önemi daha artıyor gibi geliyor bana. Ancak bu çok ince bir çizgi ve bana kodun nasıl yapıldığını anlatmaktan daha fazla zaman gerektirdiğini düşündürüyor. Aslında şunu demek istiyorum. Soft bir konuyu yazmak için ciddi zaman ve tecrübe lazım. Ben de pek o donanım yok. Yani aslında zaman zaman var da belki de fırsat yok diyelim biz buna.

Bir de farklı bir alan daha var. Fikir beyan etmek. Mesela en en basiti AI işimizi elimizden alacak mı? Bu konuda sayfalarca yazı var internette. Herkes hatta ben de dahil bir çok şey söyledik belki daha da söyleyeceğiz. Tamam bu güzel alan güzel seviyorum. Zaten blog'un amacı da aslında kendi fikirlerimi beyan etmek ve dünyaya duyurmak ama sadece bu olmamalı. O fikir beyanı bile gelmiyor aslında. Mesela bu yazı da bir fikir beyanı yazısı gibi dursa da biraz benim için hayattın içinden bir yazı aslında. Zaten ben bu blog'da 45 yazının 13'u opinion kategorisinde yani bir fikir beyan ettiğim yazılardan oluşuyor. Bu bile aslında benim bu alanı sevdiğimi gösteriyor. Fakat işte gene burda da kısır bir döngüdeyim. Fikir beyan edebileceğim bir fikir bile yok ortada.

Hayatın içinden satırlar paylaşmak. Bu da güzel ama bazen çok fazla hayatımı açıyorum gibi geliyor. Yani özel şeyleri tabiki yazmıyorum ya da politik olmuyorum ama biraz zamanla yazdıkça oraya kayıyor gibi. Bu da beni rahatsız ediyor. Pek bu konularda yazmak içimden gelmiyor. Bu yazı güzel mesela. İçimden geldiği gibi bir derdimi paylaşıyorum. Ben yazmak istiyorum ama içime sinecek bir konu bulamıyorum.

Son olarak da tükettiğim şeylerden aldığım hazı paylaşmak. Bunu biraz yaptım, kitap ve film yazıları ile. Ama bu tüketimim o kadar fazla değil. Bu da her hafta yazı çıkarmaya yetmiyor. Her izlediğimi, okuduğumu da paylaşmak istemiyorum. Bende bir şeyler hissettirmeli. Bir hikayesi olmalı anlatabilmem yani yazabilmem için. Bu da öyle her zaman olan bir şey değil ama oluyor bir şekilde.

Uzun lafın kısası biraz tükeniyorum bu yazmak konusunda sanırım. Galiba hayata olan bakış açımı ve belki de düşüncelerimi değiştirmem lazım. Dünya ciddi bir şekilde ciddi bir hızla değişiyor. Aslında gündelik hayatlarımız çok aynı gibi dursa da genele bakınca değişim görülüyor. Bütün bunların içinde aynı pencereden bakmaya devam ettikçe sanırım yazmak konusunda sıkıntıya giriyorum. Bu hipotezim doğru da olmayabilir. Bambaşka bir nedende olabilir. Ancak bir şeyden eminim bu blog ölmeyecek ve ben yazmaya devam edeceğim, sıkılana dek.