Mesleğim Yazarlık Kitap İncelemesi

Mesleğim Yazarlık Kitap İncelemesi
Mesleğim Yazarlık Kitap Kapağı

En sevdiğim yazarlardan biri olan Murakami'nin Mesleğim Yazarlık kitabını çok duyuyordum ama hep bekletiyordum. Bana çok teknik bir kitap gibi görünüyordu. Elime alıp, kitabın arkasını bile okumamıştım. Düzenli blog yazmaya başladığım günden sonra biraz yazarlığa olan bakışım değişti. Tabiki Murakami blog nasıl yazılır sorusuna cevap vermiyordu ama sonuçta ortada bir yazı vardı ve bu nasıl daha iyi olabilirdi? Bu soruya cevap ararken hadi şu kitaba bir bakayım diye başladım.

Kitap ne anlatıyor

Kitap direkt bir roman nasıl yazılır diye anlatıyor demek isterdim ama klasik bir Murakami kitabı olmuş. Murakami'nin denemelerini okuduysanız, mesela Koşmasaydım Yazamazdım, kendi hayatından oldukça fazla örnek verir. Adeta onun hayatını yaşarsınız kitap boyunca. Bu kitapta da biraz öyle ilerliyor. Kitabın arkasında her ne kadar yazarlık derslerinde okutulabilecek bir eser dese de ben pek buna katılmıyorum. Ders kitabından çok hayat kitabı gibi geliyor bana. Evet teknik konular var ama çok az diyebilirim.

Okuma deneyimim

Ben de kitaba başlamadan önce arkasını okuyunca "aha, teknik bir kitap, offf, ama deneyeceğim" dedim. Ve ilk sayfadan itibaren "bu Koşmasaydım Yazamazdım kitabı gibi olacak, belli oldu" dedim ve o keyifle okudum. Alınacak not çok fazlaydı ama almadım. Kitap okurken not almayı hâlâ beceremiyorum çünkü. Biraz sindire sindire okudum bu eseri. 11 bölüm var kitapta ve her bölümünü bitirdikten sonra biraz ara verdim, üzerine düşündüm. Bir yere not almadığım için burada çok derli toplu anlatamayacağım ne yazık ki. Artık aklımda kaldığı kadar.

Teknik detaylar

Kitap 208 sayfa ve Doğan Kitap'tan çıkma. Zaten Doğan Kitap, Murakami Türkiye şubesi gibi. Birçok kitabı oradan çıkıyor Türkçe olarak. Kitapta 11 farklı bölüm var. Biraz kronolojik ilerliyor ama ara ara atlamalar da var. 11 bölümde de Murakami konuyu dağıtmadan ne demek istiyorsa net bir şekilde anlatıyor.

Kitabın çevirisini okuyamazdım çünkü Japonca'dan çevrilmiş. Çevirmen Ali Volkan Erdemir. Zaten dediğim gibi sade bir dille yazıldığı için Türkçesi de bir o kadar sade olmuş.

İnceleme

Bir önceki kitap incelemem bir roman olduğu için karakterlerden ve olay örgüsünden bahsedebiliyordum. Burada öyle bir durum olamıyor çünkü bir deneme. Deneme için yorum nasıl yapılır ben de bilmiyorum. Sadece biraz bende hissettikleri ve düşüncelerimi yazayım.

Aslında roman yazmaya çok odaklanılmış bir deneme ki zaten bu çok normal. Murakami iyi bir roman yazarı. Hatta uzun soluklu roman yazarı ve bunu bir iş olarak yapıyor. Bütün geçimini buradan sağlıyor. Ancak ben biraz daha yazmak olayına baktım. Hatta kod yazmak bile diyebiliriz. Mesela onun da kitabında geçiyor, iyi bir yazar olmak için iyi bir okuyucu olmak lazım diyor. Çocukluğundan beri çok okuduğunu söylüyor. Bunu ne okuduğundan bağımsız olarak söylüyor. Benzer yere kod yazmada da geliyorum. Bir zamanlar birlikte çalıştığım bir yazılımcı abim demişti: iyi kod yazmak için kod okuman lazım. Açık kaynak bu yüzden var işte.

Murakami yaşam tarzı olarak çok sade biri. Her Japon böyledir bilmiyorum ama kitaplarında anlattığı kadarıyla bunu hissedebiliyorum. Zaten biraz araştırma yapınca da çok net görülüyor. Bu kadar ünlü olmasına rağmen edebiyat ödülleri ile bir derdi yok. TV programlarına ya da radyo programlarına çıkmıyor. Çok nadir davet edilirse kabul ediyormuş. Yolda yürürken beni tanımazlar diyor. Dünyanın en ünlü roman yazarlarından biri yolda tanınmıyor ya da tanınmak için çaba sarf etmiyor. Acayip bir düzeni olduğunu ve bu düzen sayesinde roman yazabildiğini belirtiyor. Duygunun gelmesini değil, disiplini ön plana çıkarıyor. Tabiki şunu da ekliyor: iyi bir gözlemci olmak. Hayatı yaşarken gözlemlemek ve bunları beynin çekmecelerine koymak. Zamanı gelince oradan çıkarmak. Bu bana çok ilginç geldi. Pek benim yapabileceğim bir şey değil gibi. Denemedim. Belki o gözle hayata baksam yapabilirim.

En çok hoşuma giden yer ise basit bir dille yazmaya çalışıyorum demiş olması. Ağdalı edebiyattan bilerek kaçtığını ve editörler ile sorun yaşadığını anlatıyor. Editörlerle pek iyi anlaşamadığını çünkü editörlerin ön yargılı olduğunu düşünüyor. Popüler olanı değil içinden geleni yazmak istediğini, böyle daha iyi olacağını düşünüyor. Başlarda çok zorlanmış ama Japonya'dan Amerika'ya, oradan da Avrupa'ya açılınca işler başka ilerlemiş. Aslında bunu anlatırken çok rahat fark ediliyor ki biraz da şansı yaver gitmiş. Ama şunu unutmamak lazım, evde beklerken şans gelmiyor, çabalamak lazım, işte o zaman şans bir şekilde geliyor.

Kendisi ilk romanını Japonca yazıyor. Bakıyor bu olmamış. Çok ağdalı. Çok fazla karışık. Çok fazla edebiyat kasılmış ama olmamış. Gözüne güzel görünmüyor ve o romanı İngilizce yazmaya karar veriyor. Evet, bir Japon ilk romanını İngilizce yazıyor. Sonra o İngilizceden Japonca'ya çeviriyor ve bu onu daha fazla tatmin ediyor. Çünkü anadili olmayan bir dilde edebiyat kasayamam, o dille oynayamam diyor. Düz, basit, kendim ne anlatmak istiyorsam onu yaptım. Japonca'ya da öyle çevrildi. Okuttuğu insanlar "ya bu çeviri gibi duruyor" demişler hemen zaten. Ancak bu eseri edebiyat yarışmasında ödül kazanıyor. Çünkü niye, simple is beautiful.

Sonuç

Bu eser üzerine tek tek anlatmayı çok istesem de okumanızı tavsiye ediyorum. Ben tabiki biraz yanlı bakacağım, kusura bakmayın. Murakami'yi hem yazım stili hem yaşam tarzı olarak kendime yakın buluyorum. Kendisi hayatı biraz old school yaşıyor. Ben öyle yaşamıyorum ama çok istiyorum. Belki mesleğimden ötürü bazen bayılıyorum bu kadar teknolojiyle iç içe olmaya. 80'lerde doğan biri olarak özlüyorum daha basit ve yavaş hayatı. Yazım stili konusuna gelince ise benimkisi onun gibi değil ne yazık ki. Konuşurken ve düşünürken de çok dağınığım. Aceleciyim. Anlatmak istediğimi biraz ağdalı anlatmayı ve espriyi yaparak konuşmayı ya da yazmayı seviyorum. Beni de ben yapan bu işte.

Bu eseri okuduktan sonra kendisine mektup yazmak istedim. Özellikle fiziksel mektuplara bakıyormuş. Biraz internet araştırması ile bunu öğrendim. Ancak çok net bir adres bulamadım. Ülkesindeki yayınevini buldum ama oraya göndermek de dert. Türkiye'den yollayabilirim diye düşündüm ama bilemedim. Belki ileride olur. Yaşadığım yerin bir kartpostalını koyabilirim.

Açıkçası deneme incelemesi yazmak zormuş. Bundan sonra notlarımı bir yere koyacağım ki daha iyi bir yazı ortaya çıkabilsin. Umarım keyif almışsındır ve eğer bir yazar olmak istiyorsan bu denemeye bir şans ver derim, yorumlarını da duymak isterim. Ben yazmayı seviyorum ve havada kalsın istiyorum. Bu yazıyı beğendiysen blog'a kayıt olman, yorum yazman ve yazıyı paylaşman bana yapabileceğin en büyük destek olacaktır. Şimdiden teşekkürler.