Son Bir Prompt, Söz! Sonra Yatıyorum

Son Bir Prompt, Söz! Sonra Yatıyorum
Photo by Helio E. López Vega / Unsplash

Gece 1. Terminalde bir şeyler dönüyor. Kafanın bir köşesinde "tamam artık yatıyorum" sesi var ama parmaklarınız çoktan yeni bir prompt yazmış bile.

Bunu yaşamayan kaldı mı?

Ben yaşadım. Bluesky'a yazdım, LinkedIn'e de. Ama asıl anlamak istediğim şeyi tam oturtamamıştım. Şimdi oturmaya çalışıyorum. Hem kendi deneyimimden, hem de son aylarda bu konuyu ciddiye alan araştırmacıların bulgularından yola çıkarak.

Slot Makinesi Olarak Yazılım Geliştirme

Geçenlerde LeadDev'de bir yazı çıktı. Uzun süredir yazan bir geliştirici, agentic coding'i bir vampire benzetiyordu. Sizi ısırıyor, enerji veriyor ama bir şeyler alıp gidiyor da aynı zamanda.

Yazıda şu benzetme var: her prompt bir kol çekmek gibi. Bazen hiçbir şey çıkmıyor, bazen ortalama bir sonuç, bazen inanılmaz bir "jackpot." Beyin bu belirsizliği seviyor. Dopamin tam da burada salgılanıyor yani kumarda olduğu gibi.

WPP'de çalışan bir principal engineer, "Gün sonuna kadar bilgisayardan kalkmakta zorlanıyorum" diyor. Bunu kimse ona söylememiş, kimse zorunlu tutmamış. Sadece... bırakamıyor. Tanıdık geliyor, değil mi?

Kod yazmak her zaman bir tür akış haliydi. Ama şimdiki akış farklı. Daha hızlı, daha uyarıcı, daha kolay bağımlılık yapıcı. Ve çok daha zor durduruluyor.

Verimlilik İllüzyonu

Rakamlar artık ortada.

Multitudes'un 500'den fazla geliştiricinin iş akışını takip ettiği araştırma, AI araçları kullananların mesai dışı commit sayısının yaklaşık %20 arttığını buluyor. ActivTrak'ın 163.000'den fazla çalışanı kapsayan çalışması ise daha da çarpıcı: Cumartesi ve Pazar verimli çalışma saatleri sırasıyla %46 ve %58 artmış. Hafta sonu kavramı sessizce eriyor. (LeadDev)

Paramount'ta çalışan kıdemli bir yazılım mühendisi durumu şöyle anlatıyor:

Geçen yıla kadar normal bir sosyal hayatım vardı. Şimdi her hafta sonu bir plan yapıyorum — ne öğreneceğim, ne deneyeceğim. Ve hafta sonları yok olup gidiyor.

Yani AI bize zaman kazandırmıyor. Bize daha fazlasını yapmayı mümkün kılıyor ve biz de yapıyoruz.

Bu fark küçük görünüyor ama değil.

💡
"Daha verimli çalışmak" ile "daha fazla çalışmak" aynı şey değil. Biri sizi özgürleştirir, diğeri sömürür.

Yaratıcıdan Denetçiye

Agent altyapısı üzerine çalışan geliştirici Siddhant Khare, kişisel blogunda bunu çok net koyuyor ortaya:

Geçen çeyrekte kariyerimde hiç olmadığı kadar çok kod yazdım. Aynı zamanda hiç olmadığı kadar tükendim. Bu ikisi birbirinden bağımsız değil.

Sebebi şu: AI her görevi hızlandırıyor, ama siz daha az iş yapmıyorsunuz daha fazlasını yapıyorsunuz. Kapasite genişliyor, iş o kapasiteyi dolduruyor. Yöneticiniz sizi daha hızlı görüyor, beklentiler ayarlanıyor. Siz de kendinize daha yüksek standart koyuyorsunuz.

Önceden bir tasarım problemi üzerinde tam bir gün düşünebiliyordunuz. Kâğıda çiziyordunuz, yürüyüşe çıkıyordunuz, duşta düşünüyordunuz. Şimdi altı farklı problem arasında gidip geliyorsunuz her biri "AI ile sadece bir saat sürer" diye. Ama altı farklı probleme bağlam geçişi yapmak insan beynine çok pahalıya mal oluyor.

AI üretiyor, siz denetliyorsunuz. Yaratmak enerji veriyor. Denetlemek tüketiyor. Üstelik AI'ın ürettiği kodu satır satır okumak zorundasınız bir meslektaşınızın kodunu değil bu, kalıplarını tanımadığınız, konvansiyon bilmeden çalışan bir sistemin çıktısını. Her satır potansiyel olarak şüpheli.

Hız Artıyor, İskelet Yetişemiyor

IT Pro'nun haberine göre yapılan tespitler: AI araçlarını günde birden fazla kullananların %45'i kodu daha hızlı deploy ediyor. Güzel. Ama kalite güvencesi, güvenlik testleri, code review süreçleri artık neredeyse kırılma noktasına geliyor.

"Motor hızlandı ama onu tutan iskelet yetişemiyor."

İnsan hızında geliştirme için kurulmuş tüm süreçler; QA, deployment kontrolleri, mimari kararlar ve şimdi makine hızında çalışmak zorunda. Ve çoğu ekipte bu geçiş henüz olmadı. Hız arttı, ama sistematik düşünme zamanı azaldı.

Benim gibi 14 yıl önce kod yazmaya başlayanlar hatırlayacaktır: hata yapmak da öğrenmenin bir parçasıydı. Hatayı siz yapıyor, siz buluyor, siz düzeltiyordunuz. Şimdi bazen kendinize ait olmayan bir hatayı düzeltmeye çalışıyorsunuz ve neden yapıldığını bile bilmiyorsunuz.

Bilişsel Yorgunluk: Kimse Konuşmuyor

UC-Berkeley araştırmacıları, gerçek bir teknoloji şirketini sahada gözlemleyip bulgularını Harvard Business Review'da yayımladı. Sonuç sert: AI'ın verimlilik vaadi, onu en hevesli benimseyen çalışanların daha fazla iş üstlenmesine, daha hızlı çalışmasına ve sürdürülemez biçimde çoklu görev yapmasına yol açıyor.

Araştırmacılar sahada şunları gözlemledi: çalışanlar öğle aralarında, toplantı arasında kalan beş dakikada, masadan kalkmadan önce prompt yazıyor ki agent masalarından uzakken çalışmaya devam etsin. Sonuç: molasız, sürekli, sınırsız bir iş günü.

Ayrıca bu süreç, mühendislerin kendi projelerini anlamasını da zorlaştırıyor. Bir CS profesörü bunu "görünmez kararlar" olarak tanımlıyor: hangi tasarım kararının neden alındığını kimse açıklayamıyor, sistemin parçalarının birbirine nasıl bağlandığını kimse bilmiyor. Teknik borç değil bu bilişsel borç.

Bir mühendis bunu çok somut anlattı: Claude bilmediği bir kütüphane kullandığında, kendi kodunu debug edemez hale geliyor. "Junior bir mühendis gibi AI'a Slack mesajı atarak cevap arıyorum" diyor.

Doğal Hız Sınırı Kalktı

Siddhant Khare'nin en çarpıcı tespiti bu:

Eskiden bir tavan vardı. Yazma hızınız, düşünme hızınız, araştırma süreniz. Sinir bozucuydu ama aynı zamanda bir vites limitleyiciydi. Artık tek sınır bilişsel dayanıklılığınız — ve çoğu insan bunu ancak geçtikten sonra anlıyor." (siddhantkhare.com)

Bunu okuyunca bir şey tıklandı içimde.

Saatlerce ekran başında oturmak. Telefonda agent'ları kontrol etmek. Öğle yemeğinde prompt yazmak. Yatmadan önce "bir tane daha" demek. Bunlar artık istisnai değil, normal. Ve "normal" haline gelen her şey sorgulanmaz olur.

⚠️
Doomscrolling'den ne farkı var bunun, dedim bir ara. Düşününce fark var aslında doomscrolling'de en azından ürettiğinizi sanmıyorsunuz.

Bu Kazancı Kim Topluyor?

MIT Technology Review'ın araştırması başka bir şeye dikkat çekiyor: 22-25 yaş arası yazılım geliştirici istihdamı 2022-2025 arasında yaklaşık %20 düştü. AI destekli araçların yaygınlaştığı dönemle örtüşüyor bu.

Daha fazla kod, daha hızlı teslim, daha geniş kapsam bunların hepsi birer beklenti haline geliyor. Beklentiler normalleşince, ekstra çalışan "verimli" developer değil, sadece yeni standart oluyor.

AI'ın verimliliği artırdığını inkâr etmiyorum. Artırıyor. Ben de kullanıyorum, işime yarıyor. Ama şu soruyu sormak için kimse durmuyor: bu kazancı kim topluyor?

Remote çalışmayla birlikte mesai kavramı zaten muğlaklaşmıştı. AI bu muğlaklığı daha da derinleştiriyor. Fiziksel olarak ofiste olmak bir sınır koyuyordu — eve gidiyordun, iş kalıyordu. Şimdi iş telefonunda, kulağında, yatmadan önceki son düşüncende.

Kim koyacak bu sınırı? Nasıl?

Erken fark ettiğimi düşünüyorum ya da en azından erken sormaya başladım. Bluesky'daki postum bunun işaretiydi. Ama sormak yetmiyor, cevap da gerekiyor.

Şimdilik cevabım şu: fark etmek, adını koymak, ve en azından "son bir prompt" dediğinde bunun bir şeyin semptom olduğunu bilmek.

Hadi ben yatar, iyi geceler.

Kaynaklar