Yazılımcılık Gerçekten Bu Kadar Kötü mü?
Geçenlerde karşıma şöyle bir X postu çıktı. Yazılımcı bir arkadaşımız meslekten çok bunaldığı için hobilerin peşinden gitmeye niyetlenmiş. Buraya kadar bence sorun yok. Herkes istediğini yapabilir, buna kim karışabilir ki. Sorun, eski mesleği olan yazılımcılıkla ilgili dediklerinde başlıyor ve ben bu konuda birkaç şey söylemek istiyorum.
Herkesin kendi sebepleri olabilir, ancak burada sayılan sebepler bana pek gerçekçi gelmedi. Sebeplerin gerçek olmadığını söylemiyorum, sadece bu sebeplerin kişiye ait sebepler olduğunu söylüyorum. Hazır yapay zeka da geliyorken, mesleğe yeni başlayan arkadaşlara, işin içinde uzun süredir olan birinin biraz gerçekleri anlatması gerektiğini düşünüyorum.
Para
İlk önemli konuyla başlayalım: Para. Evet, bu meslekte hâlâ para var. Her meslekte olduğu gibi, tabii ki. Şimdi oturup memur olarak çalışırsanız zaten aylık bir geliriniz, belli bir gideriniz olur. Ayağınızı yorganınıza göre uzatır, geçinip gidersiniz. Bu mesleği ticaret yapmak için de kullanabilirsiniz ve ciddi paralar kazanabilirsiniz. Ay sonunu getiremeyecek kadar az para kazanmak ya da daha fazla harcamak tamamen kişisel bir tercih bence. Bundan 3-4 yıl öncesine kadar herkes yazılımcı olmak için sıraya girmişti. "Çok para var bu işte" diyorlardı. Peki şimdi ne değişti, hem de bir anda? Ben söyleyeyim: bir mesleğe sadece para var diye başlarsanız zaten sömürülürsünüz. Bu çok net. Kimse kimseye durduk yere o çok dediğiniz parayı vermez. Kısacası, yazılım yapıp para kazanabilir, ay sonunu rahatça getirebilirsiniz.
Bilgisayara Yapıştım
Bilgisayar başında 12 saat geçiriyormuş pizzacı olan arkadaşımız. Şimdi orada bir duralım. Bir iş için 12 saat harcamak, hele ki işin sahibi değilseniz, zaten çok garip. Bunun sebebi yazılımcı olmanız değil. Başka bir meslekte de bu olabilir. İşler iyi planlanmamıştır. Siz kahramancılık oynuyorsunuzdur ve bakarsınız özel hayat ile iş hayatı birbirine girmiş. Meslekten bağımsız bir durumdur bu. Bilgisayar başındayız diye her dakika kod yazmak ya da online olmak zorunda değilsiniz. Sizi zorunda tutanlardan uzak durun.
Çok Yoruldum
Kafa olarak ve fiziksel olarak yorulmak ya da yorulmamak. Yorulmadan yapılan bir iş var mı? Hobiniz bile olsa? Lütfen bana söyleyin. Hobi denilen şey para kazanılmaya başladığı zaman hobi olmaktan çıkıyor, özür dilerim. Hobinizden para kazanıyor olabilirsiniz ama o artık profesyonel işiniz oluyor, hobiniz değil. Gelelim yorgunluk konusuna. Yine aynı şeyler. Bizim meslekte tükenmek çok kolay. Fiziksel olarak erken çökmek de öyle. O yüzden dikkat edeceksiniz. Spor salonuna gidip bench presste 150 kg basın demiyorum. Süper ücretsiz uygulamalar var. Ekranınızı her yarım saatte bir kilitleyin. Bir 10 dakika gezin, evin içinde ya da neredeyseniz dolaşın. 12 saat oturursanız tabii ki ne kafa kalır ne bel ne boyun. Bu her iş için geçerli ama. Sağlığınıza dikkat etmelisiniz. O yoksa hiçbir şey yok.
Bitmeyen Nöbetler
İşte en sevdiğim. Geceleri hata mesajlarına uyanmak. Evet, bunu biz de yaptık, çünkü nöbetçiydik. Doktorlar nöbette "gece hasta geldi, uyandım, tüh ya hobimi yapayım" diyorlar mı? Meslek böyle. Ama hep nöbete kalıyor ve o gece mesajları sizi uyandırıyorsa gene iş yapış şeklinizde sorun var ya da siz kahramancılık oynuyorsunuzdur. Nöbetçi olsanız bile o kadar çok uyanmamız gerekmiyor. Kodu düzgün yazmak gerekiyor. Mimariyi düzgün kurmak gerekiyor. Yoksa kaosun içinde geçer tüm ömür.
Tükeniş Yazılımcı
Yazılım ya da başka bir mesleğin sizi tüketmesine izin vermeyin. Bunu hobilerin peşinde koşarak çözebiliyorsanız eyvallah, ancak o iş de meslekten çıkmaz elbet. Ne yazık ki para diye bir kavram var. Para kazanmak için de çalışmak gerekiyor. Sistemli olmayan ve sizi sömüren yerlerde çalışırsanız zaten tükenirsiniz. Doğru, bizim meslekte tükenme payı yüksek, çünkü standartlar yok, kontrol yok. Hele ki pandemiyle birlikte ayar iyice kaçtı. Ama siz kaçırmayın bu ayarı. Uyanık olun. Sistemleri kuranlar insanlar, yani biziz. O yüzden ne iş yaparsak yapalım, düzgün insanlar ve düzgün sistemlerde tükenmezsiniz.
Takım Elbiseli Adamlar
Kurumsal hayat. Ah, ah. İnsanı bitirir işte. Bunun yine yazılımla bir alakası yok. Aslında çalıştığınız yere bağlı bu. Bazı yerler var 2-3 kişi ama yine kendilerini kurumsal sanıyorlar. Bazı yerler var yüzlerce insan çalıştırıyor ama bir gram kurumsallık yok. Peki nedir bu kurumsal? Yani ben ne anlıyorum? Açık konuşmak gerekirse, oturmamış sistemler ve tek adamcılık ya da bir zümrenin eline geçmiş sistem anlıyorum buradan. Kurumsal olmak kötü bir şey değil. Herkes, sistemin düzgün oturduğu, kimin ne iş yaptığının bilindiği ve sınırların iyi çizildiği bir yerde çalışmak ister. Buna kurumsal denir. Ama hiçbirinin olmadığı, beylerin hanımların havada uçuştuğu, maaş günü gelince yüzlerin döndüğü, sigortaların en düşükten yatırıldığı ve bunun gibi onlarca saçma işin döndüğü yer kurumsal değildir. Orası başka bir şeydir. Peki gerçek hayatı yansıtıyor mu orada yapılan toplantılar? Yansıtıyordur. Kimler var o toplantılarda? Hangi toplantılar bunlar? Neler konuşuyorsunuz? Zaten yansıtmasa o şirket batar. Nasıl para kazandıklarını anlamış değilim.
Para Tatmin Etmiyor
Kazanılan paranın karşılığını almadığını hissetmek. Bunu pek bilemedim. Ben hiç öyle hissetmedim. Belki bu işi severek yaptığım içindir. Bakın, şirketten bahsetmiyorum, yaptığım işten bahsediyorum.
Tükendim
Yine tükenmişlikten bahsediliyor ve "Türkiye'de böyle" deniyor. Dünyadaki tüm şirketlerde çalıştınız mı? Bu genellemeyi doğru bulmuyorum. Türkiye'de bu zamana kadar çalıştığım şirketlerin hiçbirinde bunu hissetmedim. Evet, çok çalıştık. Sabahlık. Ağladım bile çalışmaktan. Ama öyle gerekiyordu, ayakta kalmamız gerekiyordu. Sonra ne oldu? Sistemlerimizi oturttuk ve bir düzene girdik. Aslında sistemi siz kurmaya başladığınızda evet, çok tükeniyorsunuz. Sabahlar geceler karışıyor. Ama bir sistem kurulursa gerisi güzel. Ya da güzel bir sisteme geliyorsunuz ve ona ayak uydurup güzel devam ediyorsunuz. Ya da sistemi olmayan bir yerde aklınızı kaybediyorsunuz. Seçim burada yine sizin. Yazılım sektöründe bu çok görünür oluyor, tek konu bu bence.
Sonuç
Umarım bunu yazan arkadaş, onun dediklerine tek tek değindim diye bana kızmamıştır ya da alınmamıştır. Benim için iyi bir rehber oldu kafamdakileri toplamak için. Aslında yazacak çok şey var ama neresinden tutsam hep elimde kalıyor. Eğer bu yazıyı okuyorsan, lütfen kusura bakma. Burada senin şahsınla alakalı tek bir şey demek istemiyorum. Genel olarak bu şekilde düşünen insanlara ya da düşünecek insanlara, yaptığımız mesleği anlatmaya çalışıyorum.
Hobileri yapmak güzel. Ondan para da kazanmak güzel. Ben müziği seviyorum, davul çalmaya çalışıyorum. Ama davul çalarak para kazanmak istersem yatak yorgan yerim. Müzisyen olmak istemiyorum ben. Ben davula vurmak istiyorum. Arkadaşlarımla sevdiğimiz şarkıları kafamıza göre, eğlendiğimiz şekilde çalmak istiyorum. Ben bir yazılım profesyoneliyim, müzik profesyoneli değil. Yazılım konusunda her anlamda profesyonel olmak durumundayım. Çalıştığım insanlar, dokunduğum insanlar, ağzımdan çıkanlar, yazdığım kodlar. Bunların hepsi benim sorumluluğum. Yarın "yapmadım, etmedim, demedim" diyemem. Çünkü burada istediğim notayı istediğim şekilde çalamam. Bundan ekmek yiyorum. Sorumlu olduğum, belki yüzünü bile hiç görmediğim binlerce insan var. Ben ve çalıştığım şirketlerin yaptığı ürünleri kullanıyorlar. O insanlara karşı sorumluluklarım var. Buna iş deniyor işte. Bir düzen ve sistem kurup hayatıma devam ediyorum, işime odaklanıyorum. Yaptığım şeyi seviyorum ama ona aşık değilim. Onsuz da yaşayabilirim. Ama müzik olmadan yaşayabilmem biraz zor. Umarım kendimi anlatabilmişimdir.
Comments ()